Kayıtlar

Gücün İllüzyonu ve Yozlaşmanın Kapanı: Richard Condon’ın Çözümsüz Bıraktığı Meseleler

  "Para, gücün ve iktidarın insan hayatına verdiği zararları anlatırken dikkatini sürekli olarak yoğunlaştırdığı ama bildiği halde çözüm bulamadığı konular" sarmalında Richard Condon, modern toplumun ve siyasal sistemlerin anatomisini bir cerrah titizliğiyle kadavra masasına yatırır. Condon'ın külliyatı boyunca ısrarla üzerinde durduğu, tüm mekanizmasını en ince ayrıntısına kadar teşhir ettiği ancak insanlığın içinden çıkamayacağı bir tür "varoluşsal kapana" dönüştüğü için çözüm üretemediği beş temel ana eksen bulunmaktadır. 1. Medya Manipülasyonu, İletişim Aygıtları ve Kitlelerin Zihinsel Köleleştirilmesi Richard Condon, modern medyanın ve kitle iletişim araçlarının ( overcommunications system / aşırı iletişim sistemi ) insan zihnini duyarsızlaştırarak uyuşturan bir lobotomy / beyin ameliyatı işlevi gördüğünü vurgular. Televizyon, gazete manşetleri ve siyasi tiyatrolar aracılığıyla kitlelere sürekli yapay krizler ve eğlenceler ( diversions / dikka...

OTOKRATİK GÜÇ ARZUSUNUN GİZEMLİ SERMAYESİ

  Sistemik Sessizliğin Anatomisi Ve Küresel Yozlaşmaya Karşı Etkin Çözüm Reçeteleri Siyasi iktidarların, yasadışı finansal akışları ve kara para hareketlerini görmezden gelerek kendi egemenliklerini tahkim etmeleri ve "devlet aygıtlarının kendi bekalarını ve politik güçlerini korumak amacıyla bu gizemli sermayeye göz yummalarının ardında yatan rasyonel, psikolojik ve kurumsal dinamikler" şeklinde cümle içine alarak konuya giriş yaparken, küresel finansal sızıntıların bizzat egemen güçler tarafından nasıl bir hayatta kalma kalkanı olarak kullanıldığını en ince detaylarıyla ortaya koymak gerekir. Siyaset ve insan psikolojisi verilerine göre, mutlak iktidar hırsı dimağda ahlaki sınırları flulaştıran ve gücü elinde bulunduran elitleri kural dışı finansal kaynakları meşrulaştırmaya iten patolojik bir narsisizm yaratır. Gary Becker’ın suç ekonomisi kuramından esinlenen akılcı tercih modeli ( rational choice theory / akılcı seçim teorisi) çerçevesinde incelendiğinde, politik aktö...

TARİHİN VE TOPLUMUN RUHSAL COĞRAFYASINDA EDEBİYATIN AYNASI: KAÇINILMAZ KOZMİK KARŞILAŞMALAR

  "Edebi metinler tarihsel ve toplumsal hakikati nasıl kurgular?" şeklinde bir arayışla yola çıktığımızda, sanat eserlerinin ve edebi dehanın tesadüfi birer rüzgâr olmadığını, aksine toplumsal sarsıntıların, tarihsel fay hatlarının tam üzerinde yükselen kaçınılmaz abidevi sütunlar olduğunu görürüz. Edebi yaratım; dönemlerin, krizlerin ve insani trajedilerin / acıklı olayların iç içe geçtiği, toplumsal bellek ile bireysel ruh biliminin / psikolojinin çarpıştığı estetik bir laboratuvardır. Bu bağlamda hiçbir başyapıt, tarihin akışından bağımsız bir boşlukta var olmamıştır. Tarih boyunca edebi eserler, toplumların en derin kriz anlarında ve geçiş dönemi sancılarında, maskelerin ardındaki çıplak hakikati deşifre eden birer estetik sığınak olarak inşa edilmiştir. 1. Bireysel Travmalar ve Toplumsal Yabancılaşmanın Kurgusu: Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Yaban Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun hayatı, trajedileri, sarsıntıları ve edebi dönüşümü, Türk tarihinin en sancılı ge...

KUTSAL SÖYLEMLERİN GÖLGESİNDE İKTİDAR VE SÖMÜRÜ: TARİKAT, SİYASET VE TİCARET SARMALINDA BİR AYDINLANMA SAVAŞÇISI

Tarihsel sürece bakarken " İnancın sömürülmesi siyasal ve ekonomik iktidarlar için nasıl bir meşruiyet / geçerlilik aracı haline gelir? " şeklinde cümle içine alarak konuya giriş yapmak, toplumsal yapıların derinlerindeki çürümeyi anlamak açısından hayatidir. Bu bağlamda, Türkiye tarihindeki yozlaşma süreçlerini inceleyen araştırmacı yazar Uğur Mumcu’nun ortaya koyduğu kavramsal matris, yaygın bilinen "din, devlet ve ticaret" üçgeninden ziyade, doğrudan "tarikat, siyaset ve ticaret" sarmalına dayanmaktadır (Uğur Mumcu, Tarikat Siyaset Ticaret, s. 4). Din duygularının ve dince kutsal sayılan kavramların siyaset adına araç edilmesi durumunda din, din olmaktan çıkarak siyasetin aracı haline gelmektedir (Uğur Mumcu, Tarikat Siyaset Ticaret, s. 4). Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildiğinde ise ortaya çıkan sömürü sarmalının ucu bucağı kalmamaktadır (Uğur Mumcu, Tarikat Siyaset Ticaret, s. 4). Bu yapının aktörleri, yalnızca Türk ...