Kayıtlar

OTOKRATİK GÜÇ ARZUSUNUN GİZEMLİ SERMAYESİ

  Sistemik Sessizliğin Anatomisi Ve Küresel Yozlaşmaya Karşı Etkin Çözüm Reçeteleri Siyasi iktidarların, yasadışı finansal akışları ve kara para hareketlerini görmezden gelerek kendi egemenliklerini tahkim etmeleri ve "devlet aygıtlarının kendi bekalarını ve politik güçlerini korumak amacıyla bu gizemli sermayeye göz yummalarının ardında yatan rasyonel, psikolojik ve kurumsal dinamikler" şeklinde cümle içine alarak konuya giriş yaparken, küresel finansal sızıntıların bizzat egemen güçler tarafından nasıl bir hayatta kalma kalkanı olarak kullanıldığını en ince detaylarıyla ortaya koymak gerekir. Siyaset ve insan psikolojisi verilerine göre, mutlak iktidar hırsı dimağda ahlaki sınırları flulaştıran ve gücü elinde bulunduran elitleri kural dışı finansal kaynakları meşrulaştırmaya iten patolojik bir narsisizm yaratır. Gary Becker’ın suç ekonomisi kuramından esinlenen akılcı tercih modeli ( rational choice theory / akılcı seçim teorisi) çerçevesinde incelendiğinde, politik aktö...

TARİHİN VE TOPLUMUN RUHSAL COĞRAFYASINDA EDEBİYATIN AYNASI: KAÇINILMAZ KOZMİK KARŞILAŞMALAR

  "Edebi metinler tarihsel ve toplumsal hakikati nasıl kurgular?" şeklinde bir arayışla yola çıktığımızda, sanat eserlerinin ve edebi dehanın tesadüfi birer rüzgâr olmadığını, aksine toplumsal sarsıntıların, tarihsel fay hatlarının tam üzerinde yükselen kaçınılmaz abidevi sütunlar olduğunu görürüz. Edebi yaratım; dönemlerin, krizlerin ve insani trajedilerin / acıklı olayların iç içe geçtiği, toplumsal bellek ile bireysel ruh biliminin / psikolojinin çarpıştığı estetik bir laboratuvardır. Bu bağlamda hiçbir başyapıt, tarihin akışından bağımsız bir boşlukta var olmamıştır. Tarih boyunca edebi eserler, toplumların en derin kriz anlarında ve geçiş dönemi sancılarında, maskelerin ardındaki çıplak hakikati deşifre eden birer estetik sığınak olarak inşa edilmiştir. 1. Bireysel Travmalar ve Toplumsal Yabancılaşmanın Kurgusu: Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Yaban Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun hayatı, trajedileri, sarsıntıları ve edebi dönüşümü, Türk tarihinin en sancılı ge...

KUTSAL SÖYLEMLERİN GÖLGESİNDE İKTİDAR VE SÖMÜRÜ: TARİKAT, SİYASET VE TİCARET SARMALINDA BİR AYDINLANMA SAVAŞÇISI

Tarihsel sürece bakarken " İnancın sömürülmesi siyasal ve ekonomik iktidarlar için nasıl bir meşruiyet / geçerlilik aracı haline gelir? " şeklinde cümle içine alarak konuya giriş yapmak, toplumsal yapıların derinlerindeki çürümeyi anlamak açısından hayatidir. Bu bağlamda, Türkiye tarihindeki yozlaşma süreçlerini inceleyen araştırmacı yazar Uğur Mumcu’nun ortaya koyduğu kavramsal matris, yaygın bilinen "din, devlet ve ticaret" üçgeninden ziyade, doğrudan "tarikat, siyaset ve ticaret" sarmalına dayanmaktadır (Uğur Mumcu, Tarikat Siyaset Ticaret, s. 4). Din duygularının ve dince kutsal sayılan kavramların siyaset adına araç edilmesi durumunda din, din olmaktan çıkarak siyasetin aracı haline gelmektedir (Uğur Mumcu, Tarikat Siyaset Ticaret, s. 4). Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildiğinde ise ortaya çıkan sömürü sarmalının ucu bucağı kalmamaktadır (Uğur Mumcu, Tarikat Siyaset Ticaret, s. 4). Bu yapının aktörleri, yalnızca Türk ...

GÜCÜN YENİ SAHİPLERİ VE HAKİKATİN ÇÖKÜŞÜ: PREDATÖR / AVCI ÇAĞINDA İKTİDARIN ANATOMİSİ

"Predatör" (Avcı) / The Hour of the Predator , Giuliano da Empoli’nin "Kremlin’in Büyücüsü"ndeki kurmaca evreninden çıkarak, günümüz dünyasını şekillendiren otokratlar / mutlak hükümdarlar ve teknoloji milyarderleri arasındaki sarsıcı ittifakı irdelediği kapsamlı bir eserdir. Kitap, geleneksel siyasi seçkinlerin yerini alan "yeni fatihler" / conquistadors dönemini, bir Aztek yazmanının gözünden anlatılıyormuşçasına imgelerle ve derin psikolojik analizlerle sunar. Yazar, bu yeni dünyada her türlü meselenin artık kelimelerle değil, ateş ve kılıçla / fire and sword çözüleceği karanlık bir döneme girildiğini ilan eder. Tarihsel Tekerrür: Moctezuma ve Teknoloji Fatihleri Kitabın temel dayanak noktalarından biri, on altıncı yüzyıldaki Aztek İmparatoru II. Moctezuma ile günümüz Batılı liderleri arasında kurulan çarpıcı analojidir / benzeşimdir. Tıpkı Moctezuma’nın, Hernán Cortés ve adamlarını "tanrılar" sanarak onlara hediyeler sunması ve başke...

Putlaşma Süreci

Putların ve putperestliğin ortaya çıkışı, ilk insanlardan itibaren sevdikleri kişilerin hatırasını yaşatma isteğiyle başladı. Zamanla bu hatıralar efsanelere dönüştü ve nesiller geçtikçe bu figürler ilahlaştırıldı. Bu süreç, insan psikolojisinin ve inanç tarihinin önemli bir evresidir. Tarihi ve Psikolojik Seyir Vefa ve Hatıra: İnsanlar, kaybettikleri sevdikleri akrabalarını, kahramanları veya liderleri unutmamak için heykeller dikti. Şekil Değiştirme: İlk kuşaklar heykelin sadece bir hatıra olduğunu biliyordu. Onlar ölünce, çocukları heykellerin anlamını unuttu. Efsanelerin Doğması: Zamanla bu kişilerin hayatı abartıldı. Efsaneler ve masallar eklendi. Kutsallık Atfedilmesi: Toplum, bu heykellerin ve arkasındaki isimlerin ilahi güce sahip olduğuna inandı. Tanrılaşma: Son aşamada heykeller hakiki birer ilah (put) haline geldi ve onlara ibadet edilmeye başlandı. Ved, Süva ve Yegus , tarihte putperestliğin kitlesel bir inanca dönüştüğü ilk ...