Print Friendly and PDF

Gabriel García Márquez Romanlarında Ölüm Anı, Tanrı Sorumluluğu ve Yazarın Vasiyeti

|

 

Son Yüzleşme: Gabriel García Márquez Romanlarında Ölüm Anı, Tanrı Sorumluluğu ve Yazarın Vasiyeti

García Márquez edebiyatında ölüm, yaşamın trajik bir sonlanışı olmaktan ziyade, insanın kendi varoluşsal yalnızlığı, iktidar yanılsaması ve Tanrı karşısındaki çıplak hakikatiyle yüzleştiği nihai bir eşiktir.


1. Romanlardaki Karakterlerin Son Sözleri, Pişmanlıkları ve Tanrı'ya Yaklaşımları

...Romanlarında ölen kişilerin son pişmanlıkları, Tanrı'ya karşı yaptıkları haksızlıklar veya sitemler ve ölüm döşeğindeki son sözleri... incelendiğinde, farklı roman kahramanlarının ölüm anında inanç, kader ve insan ilişkilerine dair son derece sarsıcı kavrayışlara ulaştığı görülür.

A. General Simón Bolívar (Labirentindeki General)

  • Son Sözleri ve Labirent: Ölüm döşeğindeki General Simón Bolívar, hekim Révérend'in son ayinleri (last rites / son ibadet) teklif etmesi karşısında şaşkınlığa düşer. Son nefesini vermeden önce odanın çaresizliğini süzerek o ünlü son sözünü söyler: "Lanet olsun! Bu labirentten nasıl çıkacağım!" ("Damn it! How will I ever get out of this labyrinth!").
  • Tanrı'ya ve Dinî İnanca Yaklaşımı: Bolívar, ahiret hayatına inanma talihine sahip olmadığını açıkça belirtir. Tanrı'ya karşı bir pişmanlıktan ziyade, ulusların birleşmesi uğruna yapılan büyük fedakarlıkların boşa gitmiş olmasına ve denizi sabanla sürmüş olma (plowing the sea / denizi sabanla sürme) çaresizliğine sitem eder.

B. Diktatör / Patriark (Patriarkın Sonbaharı)

  • Son Pişmanlığı ve İktidarın Yalnızlığı: İktidarının son anlarında ölüm meleği (death / ölüm) Nicanor adıyla karşısına dikildiğinde, mutlak güce sahip olmasına karşın seveme yetersizliğini (incapacity for love / seveme yetersizliği) güç hırsıyla telafi etmeye çalıştığını ve aslında hiç yaşamadığını, sadece hayatta kaldığını kavrar.
  • Tanrı İkilemi: Diktatör, yaşamı boyunca Tanrı'ya inanmamış, ancak annesi Bendición Alvarado'nun ölümünün ardından onu azize ilan ettirmek için papalıkla pazarlığa girişmiş ve sahte mucizeler kurgulamıştır. Ölüm anında, halkın uydurulmuş yalanlarla yönetildiğini ve kendisinin de bu yalanların tutsağı olduğunu kabullenir.

C. Albay Aureliano Buendía ve Arcadio (Yüzyıllık Yalnızlık)

  • Albay Aureliano Buendía: Yaşamı boyunca otuz iki savaş çıkarıp hepsini kaybettikten sonra, kurşuna dizilme anında ve daha sonra kestane ağacı altında ölürken tek bir pişmanlık duyar: İçindeki sevginin çürümüş olması ve gurur uğruna yaşanmış kısır bir ömür.
  • Arcadio Buendía: Kurşuna dizilmeden hemen önce ölümün kendisini korkutmadığını, ancak yaşama duyduğu özlemi kavrar. Son arzusu sorulduğunda doğacak kızı olursa Ursula, oğlan olursa babasına benzesin diye José Arcadio adının verilmesini ister.

D. Jeremiah de Saint-Amour ve Dr. Juvenal Urbino (Kolera Zamanında Aşk)

  • Jeremiah de Saint-Amour: Yaşlanmayı reddettiği için 60 yaşına geldiğinde siyanür içerek intihar eder. Son sözü sevgilisine "Beni bir gülle hatırla" ("Remember me with a rose") olmuştur. Anarşist ve inançsız biri olarak Tanrı'ya değil, yaşamın kendisine veda etmiştir.
  • Dr. Juvenal Urbino: Evinin bahçesindeki mango ağacından kaçan papağanı yakalamaya çalışırken düşerek ölür. Fermina Daza'ya olan sevgisi ve hayatı boyunca Tanrı'ya olan inancı ile bilinen hekim, ölüm anında hayatın fiziksel gerçekliğiyle yüzleşir.

2. Karakterlerin Ölüm Anları, Pişmanlıkları ve Vasiyet Karşılaştırması

...Eserlerde yer alan ana karakterlerin ölüm anındaki tutumları, vasiyetleri ve Tanrı / inanç durumları... aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak sunulmuştur:

Roman / Karakter

Ölüm Nedeni ve Anı

Son Sözleri / Arzusu

Pişmanlığı ve Tanrı / İnanç Duruşu

Vasiyeti ve Bıraktıkları

Simón Bolívar (Labirentindeki General)

Tüberküloz / Hastalık

"Lanet olsun, bu labirentten nasıl çıkacağım!"

Öbür dünyaya inanmadığını belirtir; kıtanın parçalanmışlığına sitem eder.

Naaşının Venezuela'ya götürülmesi, Napoleon'un kitaplarının Caracas Üniversitesi'ne verilmesi, kağıtlarının yakılması.

Patriark / Diktatör (Patriarkın Sonbaharı)

Yaşlılık / Eceliyle ölüm

Katili/eylemcileri ve halkın tepkisini sorgulama.

Güç hırsının seveme yetersizliğini (incapacity for love) kapatmadığını anlama.

Vasiyet bırakmamıştır; ülkeyi kaosa ve siyasetçilerin yağmasına terk etmiştir.

Arcadio Buendía (Yüzyıllık Yalnızlık)

Kurşuna dizilme

Doğan kızına Ursula, oğluna José Arcadio adı verilmesi.

Yaşamın değerini ve nefreti yerine sevgiyi geç anlama.

Çocuklarına isim vasiyeti.

Jeremiah de Saint-Amour (Kolera Zamanında Aşk)

Altın siyanürü ile intihar

"Beni bir gülle hatırla".

Yaşlanma korkusu; Tanrı'ya inanmayan anarşist duruş.

Evini ve fotoğraf arşivini sevgilisine bırakması; Dr. Urbino'ya açıklama mektubu.

Amaranta Buendía (Yüzyıllık Yalnızlık)

Eceliyle ölüm

Ölüme giden mektupları götüreceğini ilan etme.

Günah çıkarmayı reddetmesi; bakire öldüğünü ilan etmesi.

Kendi elleriyle ördüğü kefeni giyme; ölülerin mektup kutusunu mezara koydurma.

Úrsula Iguarán (Yüzyıllık Yalnızlık)

Aşırı yaşlılık

"Tanrım! Demek ölmek böyle bir şeymiş".

Akraba evliliği yapmama uyarısı ve evin kırmızı karıncalardan korunması duası.

Aileye soyun devamı ve gömülü altınlar hakkında uyarılarda bulunması.


3. Gabriel García Márquez'in Kendi Son Sözleri, Pişmanlıkları ve Vasiyeti

...Gabriel García Márquez'in kendisinin son sözleri, pişmanlıkları, vasiyeti ve ölüm karşısındaki kişisel duruşu... ele alındığında, yazarın kendi yaşamı ile yaratmış olduğu edebi evren arasında paralel bir çizgi uzandığı görülür.

A. Ölüm Karşısındaki Kişisel Duygusu: "Öfke"

García Márquez, mülakatlarında kişisel olarak ölüm karşısında duyduğu ana duygunun öfke (fury / öfke) olduğunu ifade etmiştir. Altmış yaşına kadar kendi ölümü üzerine ciddiyetle düşünmediğini, ancak altmış yaşında bir gece okuma yaparken ölümün kaçınılmazlığını aniden hissettiğini ve bu ürpertiyi karakterlerini romanlarında öldürerek çözdüğünü belirtmiştir. Yazar için ölüm, "ışığın sönmesi" veya "anestezi altına girmek" gibidir.

B. En Büyük Frustrasyonu ve Pişmanlığı: Hafıza Kaybı

Yaşamının son yıllarında yakalandığı demans / hafıza kaybı (memory loss / hafıza kaybı), yazarın en büyük trajedisi ve çaresizliği olmuştur. Yazar bu durumu şu tarihi sözlerle dile getirmiştir: "Hafıza hem benim malzemem hem de aracımdır. O olmadan hiçbir şeyim yok." ("Memory is at once my source material and my tool. Without it, there's nothing.").

C. Edebi Vasiyeti ve Bitmemiş Eserleri (Until August / Ağustos'ta Görüşürüz)

García Márquez'in edebi anlayışında temel ilke, okura ancak tam anlamıyla bitirilmiş ve mükemmelleştirilmiş eserler (fully finished works / tamamlanmış eserler) sunmaktır; bu nedenle taslaklarını yakma veya imha etme alışkanlığına sahipti.

  • Bitmemiş Roman: Yaşlılık ve hafıza kaybı döneminde üzerinde çalıştığı Ağustos'ta Görüşürüz (Until August / Ağustos'ta Görüşürüz) romanını yetersiz bularak yayınlatmamayı düşünmüştü.
  • Mirasçılarının Kararı: Ancak ölümünden sonra oğulları (Rodrigo ve Gonzalo) ile ailesi, taslağın edebi değerini göz önüne alarak eseri korumuş ve okurla buluşturmuştur. Yazarın vasiyet niteliğindeki en temel arzusu, kaleme aldığı tüm anlatıların insanlığın kolektif hafızasına ve yaşama sevincine bir övgü olarak kalmasıdır.

Kaynakça (APA Formatı)

  • García Márquez, G. (1967). One Hundred Years of Solitude (Trans. Gregory Rabassa). New York: HarperCollins.
  • García Márquez, G. (1975). The Autumn of the Patriarch (Trans. Gregory Rabassa). New York: HarperPerennial.
  • García Márquez, G. (1985). Love in the Time of Cholera (Trans. Edith Grossman). New York: Alfred A. Knopf.
  • García Márquez, G. (1989). The General in His Labyrinth (Trans. Edith Grossman). London: Jonathan Cape.
  • García Márquez, G. (2024). Until August (Trans. Anita Raja / Edith Grossman). New York: Alfred A. Knopf.
  • Martin, G. (2008). Gabriel García Márquez: A Life. London: Bloomsbury Publishing.
  • Streitfeld, D. (Ed.). (2015). Gabriel García Márquez: The Last Interview and Other Conversations. Brooklyn, NY: Melville House Publishing.
Önceki Yazı
« Prev Post
Sonraki Yazı
Next Post »

Benzer Yazılar

Yorumlar