Print Friendly and PDF

Sessiz Çığlığın Anatomisi: Sözel Şiddeti Tanıma ve İyileşme Kılavuzu

|

 

"The Verbally Abusive Relationship: How to Recognize It and How to Respond" (Sözel Şiddet İçeren İlişki: Nasıl Tanınır ve Nasıl Yanıt Verilir) şeklindedir. Patricia Evans tarafından kaleme alınan bu eser, fiziksel iz bırakmayan ancak ruhu derinden yaralayan psikolojik şiddetin / "Verbal Abuse" dinamiklerini en ince ayrıntılarına kadar irdelemektedir.

Sözel şiddet, temelde bir kontrol / "Control" meselesidir ve karşıdaki kişi üzerinde güç sahibi olma / "Power Over" arzusundan kaynaklanır. Yazar, dünyayı iki farklı gerçeklik üzerinden okur: Tahakküm ve kontrolün egemen olduğu "Gerçeklik I" (Güç Üstünlüğü / Power Over) ve karşılıklılık ile ortak yaratımın esas olduğu "Gerçeklik II" (Kişisel Güç / Personal Power). Şiddet uygulayan kişi / "Abuser", genellikle çocukluk döneminde duyguları onaylanmamış, şefkatli bir tanıktan / "Compassionate Witness" mahrum kalmış ve bu nedenle kendi güçsüzlük duygularıyla yüzleşmemek için partnerini kontrol etmeye çalışan biridir.

Sözel şiddet, kurbanın kendi gerçekliğini sorgulamasına neden olan sinsi bir beyin yıkama sürecidir.

Eserde sözel şiddetin on beş temel kategorisi detaylandırılmaktadır: Duyguları ve bilgiyi saklama / "Withholding", sürekli karşı çıkma / "Countering", partnerin deneyimini küçümseme / "Discounting", şaka kılıfına sokulmuş hakaretler, konuyu saptırma / "Diverting", suçlama, yargılama, önemsizleştirme / "Trivializing", sarsma / "Undermining", tehdit etme, ad takma, bilerek unutma, emir verme, inkar / "Denial" ve şiddetli öfke patlamaları. Bu davranışlar genellikle kapalı kapılar ardında gerçekleşir ve toplum içinde "nazik biri" / "Nice Guy" olarak bilinen kişilerin maskesi altında gizlenir.

Sözel şiddet, çözülemeyen ve sürekli tekrarlanan bir iktidar mücadelesi değil, kurbanın sınırlarının sistematik bir ihlalidir.

Şiddet uygulayan şahsın kişiliği analiz edildiğinde; aşırı derecede sinirli / "Irritable", tahmin edilemez, empati yeteneğinden yoksun ve kendi duygularını partnerine yansıtma / "Projection" eğiliminde olduğu görülür. Bu kişiler, "İdeal İmaj" / "Ideal Image" olarak adlandırdıkları sahte bir benliğe tutunurlar ve bu imajın sarsılmaması için partnerlerinin bağımsızlığını yok etmeye çalışırlar. Ailevi yaşamlarında genellikle otoriter veya duygusal olarak mesafeli figürlerle büyümüşlerdir; bu travmalar yetişkinlikte partnerlerini birer "düşman" veya kontrol edilmesi gereken bir "uzantı" / "Extension" olarak görmelerine yol açar. Siyasi veya toplumsal görüşleri genellikle ataerkil / "Patriarchal" bir temel üzerine oturur; kadını ikincil, erkeği ise nihai otorite olarak konumlandıran sistemlerden beslenirler.

İnsan psikolojisi verilerine göre, bu döngüden kurtulmanın yolu "Gerçeklik II" özsaygısını / "Self-esteem" kazanmaktan geçer. İyileşme süreci, kurbanın kendi duygularına güvenmeyi öğrenmesi, sınır koyması / "Setting Limits" ve şiddet uygulayanın inkar mekanizmalarına kapılmadan "Dur!" diyebilmesiyle başlar.

İlişkiyi ve Şiddeti Değerlendirmek İçin Sorulması Gereken Sorular

İlişkinin niteliğini anlamak ve şiddetin varlığını tespit etmek için şu soruların sorulması tavsiye edilmektedir:

  • "Partneriniz haftada birkaç kez, sizin bir niyetiniz olmamasına rağmen size sinirleniyor mu ve bu durum sizi her seferinde şaşırtıyor mu?".
  • "İncinmiş hissettiğinizde bunu tartıştığınızda mesele tam olarak çözülmüş hissetmiyor, aksine daha çok kafanız karışmış ve suçlanmış mı oluyorsunuz?".
  • "Sık sık partnerinizin yanıtları karşısında şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşıyor musunuz?".
  • "Düşüncelerinizi veya planlarınızı sizinle paylaşmaktan neredeyse her zaman kaçınıyor mu?".
  • "Hemen hemen her söylediğinizde sizinle zıt görüşte olup, sanki sizin görüşünüz yanlışmış gibi mi davranıyor?".
  • "Sizi ayrı bir birey olarak algılayıp algılamadığından şüphe ediyor musunuz?".
  • "Partneriniz hayatınıza neşe katıyor mu, onunla gerçek bir bağ hissediyor musunuz?".
  • "Partnerinizin yanında gerçekten kendiniz olabiliyor musunuz, yoksa sürekli eleştirilme korkusuyla tetikte mi bekliyorsunuz?".
  • "Görüşleriniz veya başarılarınız partneriniz tarafından küçümseniyor veya 'şaka' adı altında alaya alınıyor mu?".
  • "Söylediğiniz bir şeye sinirlendiğinde, sinirlenmeden önce ne demek istediğinizi size sormayı deniyor mu?".

 

Maskelerin Ardındaki Dönüşüm: Sözel Şiddet Uygulayanın Değişim Sancısı

"Sözel şiddet uygulayan birinin / 'Abuser' değişim kapasitesi, modern psikolojinin ve insan ilişkileri dinamiklerinin en karmaşık konularından biridir." Patricia Evans'ın saha araştırmalarına ve klinik gözlemlerine göre, bu kişilerin değişimi teorik olarak mümkün olsa da, pratikte oldukça zorlu, uzun ve belirli şartlara bağlı bir süreçtir. Değişimin anahtarı, şiddet uygulayanın içinde bulunduğu "Gerçeklik I" (Güç Üstünlüğü / Power Over) dünyasından çıkıp, karşılıklılık esasına dayalı "Gerçeklik II" (Kişisel Güç / Personal Power) dünyasına geçiş yapmayı gerçekten istemesidir.

Şiddet uygulayan şahsın kişiliği analiz edildiğinde; bu kişilerin genellikle çocukluk döneminde duyguları onaylanmamış, şefkatli bir tanıktan / "Compassionate Witness" mahrum kalmış ve bu nedenle kendi güçsüzlük duygularıyla / "Personal Powerlessness" yüzleşmemek için partnerini kontrol etmeye odaklanmış bir yapıya sahip oldukları görülür. Bu kişiler, "İdeal İmaj" / "Ideal Image" olarak adlandırdıkları sahte bir benliğe sıkı sıkıya tutunurlar. Gerçek bir değişim, ancak bu sahte imajın yıkılması ve kişinin kendi içindeki yetersizlik duygularıyla cesurca yüzleşmesiyle başlayabilir. Şiddet uygulayan kişi, partnerini kendi gerçekliğinin bir uzantısı / "Extension" olarak gördüğü sürece, ona karşı saygı ve empati geliştirmesi imkansızdır.

Değişimin önündeki en büyük engel inkar / "Denial" mekanizmasıdır. Sözel şiddet uygulayanın değişimi, her şeyden önce inkar duvarının yıkılmasına ve mutlak bir dürüstlükle kendi yetersizlik duygularıyla yüzleşmesine bağlıdır. Eğer kişi, "Ben asla şiddet uygulamam," "Olayları büyütüyorsun," veya "Beni sen bu hale getirdin" gibi savunma mekanizmalarına sığınıyorsa, değişim için gerekli olan sorumluluk bilinci / "Accountability" henüz oluşmamış demektir. Evans, şiddet uygulayanın bu davranışlarından dolayı acı çekmediğini, aksine partneri üzerinde kurduğu tahakküm sayesinde geçici bir güçlülük hissi ve rahatlama / "Fix" yaşadığını belirtir; bu durum, davranışı değiştirmek için gereken motivasyonu azaltan bir unsurdur.

Tarihsel perspektiften bakıldığında, ataerkil / "Patriarchal" sistemler erkeğe bir üstünlük ve kontrol hakkı tanımış, kadını ise ikincil konuma itmiştir. Şiddet uygulayan kişi bu kültürel mirası içselleştirdiğinde, partnerinin sınır koyma çabalarını bir "güç savaşı" / "Power Struggle" olarak algılar ve kontrolü yeniden ele geçirmek için şiddetin dozunu artırabilir. İnsan psikolojisi verilerine göre, bu kişilerin iyileşmesi için bireysel terapiden ziyade, özellikle şiddet ve kontrol konularında uzmanlaşmış erkek programlarına / "Men's Programs" katılmaları tavsiye edilir; çünkü standart çift terapileri / "Couples Counseling" genellikle sorunu "her iki tarafın ortak problemi" olarak görerek şiddeti yanlışlıkla meşrulaştırabilir.

Gizemli bir durum olarak, bazı saldırganların toplum içinde son derece nazik, saygın ve başarılı birer "iyi adam" / "Nice Guy" maskesi taşıması, onların özel hayatlarındaki yıkıcılığının fark edilmesini engeller. Bu ikili yaşam, saldırganın kendi içsel parçalanmışlığının bir sonucudur. Eğer bir partner sınır koymaya başlar ve şiddet uygulayanın bu davranışlarını açıkça isimlendirirse, bu bir "uyanış" yaratabilir. Ancak kaynaklar, bazı durumlarda şiddet uygulayanın, kontrolünü kaybettiğini hissettiğinde daha da saldırganlaşabileceği konusunda ciddi bir uyarıda bulunur.

İyileşme yolunda ilerleyen birinin, partnerinin duygularını anlamaya çalışması / "Empathy", hatalarını kabul edip içtenlikle özür dilemesi ve en önemlisi, partnerinin ayrı bir birey olduğunu / "Separateness" kabullenmesi gerekir. Değişimin gerçekleşip gerçekleşmediği genellikle bir veya iki ay içinde, kişinin inkarı bırakıp bırakmadığından veya partnerinin koyduğu sınırlara nasıl tepki verdiğinden anlaşılabilir.

 

Sözel Şiddet Surları: Bireysel Sınırları Koruma ve Etkili Yanıt Stratejileri

"Sınır koymak için hangi cümleler kullanılabilir?" sorusuna verilecek yanıtlar, sözel şiddetin / "Verbal Abuse" kurbanın sınırlarını sistemli bir şekilde ihlal ettiği gerçeği üzerine inşa edilmelidir. Sınırlar, bir bireyin bütünlüğünü koruyan ve kişiyi dış dünyadan ayıran tanım çizgileridir. Sözel şiddet uygulayan kişi, partnerini kendi gerçekliğinin bir uzantısı / "Extension" olarak gördüğü için bu sınırları sürekli olarak yok sayar. Bu bağlamda sınır koymak, sadece kelimelerden ibaret değil, bireyin kendi "Kişisel Gücü" / "Personal Power" ile yeniden bağ kurma eylemidir.

Araştırma verileri, sözel şiddete karşı verilen en temel ve en etkili sınır koyma cümlesinin net bir "Dur!" / "Stop it!" ifadesi olduğunu göstermektedir. Bu ifade, tartışmaya veya savunmaya yer bırakmayan otoriter bir nitelik taşımalıdır.

Sınır koymak, kurbanın istismarcının çarpıtılmış gerçekliğine girmeyi reddederek kendi özerkliğini ilan etmesidir.

Sözel şiddetin on beş farklı kategorisine yönelik spesifik ve etkili yanıt cümleleri şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Duyguları ve Bilgiyi Saklama / "Withholding" Karşısında: İstismarcı sessizliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullandığında, "Seninle olmaktan şu an çok sıkıldım," diyerek ortamdan uzaklaşmak sınırları yeniden çizer.
  • Sürekli Karşı Çıkma / "Countering" Karşısında: Partner her fikre zıt bir görüş belirttiğinde, "Bana karşı çıkmayı bırak!" veya çok daha sarsılmaz bir ifade olan "Sen öyle diyorsan öyledir / 'So you say'," cümlesi kullanılmalıdır.
  • Küçümseme ve Değersizleştirme / "Discounting" Karşısında: Kurbanın hislerini geçersiz kılan "Çok hassassın" gibi ifadelere karşı, "Şu konuşma tarzını hemen kes!" veya "Bu şekilde konuşmanı bir daha asla duymak istemiyorum," demek sınırları netleştirir.
  • Şaka Kılıfına Sokulmuş Hakaretler Karşısında: "Şaka yapıyordum" savunmasına izin vermeden, "Merak ediyorum; bunu söyleyerek (beni aşağılayarak) kendini daha mı önemli hissettin?" sorusunu yöneltmek ve ardından iletişimi kesmek / "Time out" etkilidir.
  • Konuyu Saptırma ve Engelleme / "Blocking and Diverting" Karşısında: İstismarcı ana konudan kaçtığında, "Bana bak! [Asıl soruyu tekrarlayarak]" veya "Konuyu saptırmayı kes!" cümleleri odağın korunmasını sağlar.
  • Suçlama ve Yargılama / "Accusing and Blaming" Karşısında: Savunma yapmak yerine, "Beni suçlamayı ve yargılamayı hemen şimdi bırak! Dur!" demek en etkili kalkandır.
  • Yargılama ve Eleştiri / "Judging and Criticizing" Karşısında: "Kendini duyuyor musun?", "Lütfen eleştirilerini kendine sakla," veya "Bu senin meselen değil," ifadeleriyle müdahale edilmelidir.
  • Önemsizleştirme / "Trivializing" Karşısında: Yapılan bir işi küçümseyen istismarcıya karşı, "Senden duyacağımı duydum, daha fazlasını dinlemek istemiyorum," diyerek divalogu bitirmek gerekir.
  • Sarsma ve Sabotaj / "Undermining" Karşısında: İstismarcının motivasyonu kırma çabalarına, "Tavrından hoşlanmıyorum!" veya "Bunu hemen kes!" şeklinde doğrudan yanıt verilmelidir.
  • Tehdit Etme Karşısında: "Beni bu tehditlerle rahatsız etme, duymak istemiyorum!" veya "Beni tehdit etmeyi bırak!" cümlesi net bir duruş sergiler.
  • Ad Takma / "Name Calling" Karşısında: "Bunu durdur! Bana bir daha asla isim takma!" şeklinde bir öfke / "Outrage" patlaması sınırın ihlal edilemez olduğunu gösterir.
  • Emir Verme / "Ordering" Karşısında: "Kime emir veriyorsun?", "Kendini duyuyor musun?" veya "Ben emir almıyorum!" cümleleri bireyin bir uzantı değil, ayrı bir birey olduğunu hatırlatır.
  • İnkar ve Unutma / "Denial and Forgetting" Karşısında: İstismarcı yaşananı inkar ettiğinde, "Beni delirtmeyi bırak / 'Stop making me crazy'!" veya "Sana inanmıyorum ve bunun tekrar etmesini istemiyorum," demek kurbanın kendi gerçekliğine güvenmesini sağlar.
  • Sözel Öfke Patlamaları / "Abusive Anger" Karşısında: Şok anında bile "Bana sesini yükseltemezsin," demek veya hiçbir açıklama yapmadan ortamı terk etmek en güvenli ve etkili sınırdır.

İstismara karşı verilen her otoriter yanıt, bireyin kendi sınırlarını ve kişisel gücünü koruma kararlılığının bir göstergesidir.

İnsan psikolojisi verilerine göre, bu cümleleri kullanırken vücut dili de belirleyici olmalıdır: Sırt dik, kafa yukarıda, doğrudan göz teması kurarak ve derin nefes alarak konuşmak yanıtın etkisini artırır. Sınır koymak, karşıdaki kişiyi değiştirmek için değil, kurbanın kendi ruh sağlığını ve sanlığını / "Sanity" koruması için bir zarurettir.

Tahakkümden Özerkliğe: Sözel Şiddet Kıskacında Sınır İnşası ve Psikolojik Özgürlük

"Sürekli eleştiri, yönlendirici sözler ve iletişim mecburiyetinden kaynaklanan ruhsal esaretten nasıl çıkılır?" konusunu anlamak için, öncelikle bu davranışların birer "çatışma" / Conflict değil, sistematik bir sınır ihlali / Violation olduğunu kabul etmek gerekir. Araştırma sonuçları, bu tür bir ilişkinin temelde "Gerçeklik I" (Güç Üstünlüğü / Power Over) modeline dayandığını; burada partnerin ayrı bir birey olarak değil, istismarcının bir "uzantısı" / Extension veya emrindeki bir "eldiven" gibi görüldüğünü kanıtlamaktadır.

"Yönlendirici ve emir kipi içeren sözlerin etkisinden kurtulmak için hangi psikolojik savunma hattı kurulmalıdır?" sorusuna yanıt olarak; istismarcının sizi kontrol etme çabasına karşı net sınırlar / Setting Limits konulmalıdır. İstismarcı emir verdiğinde ("Bunu yap", "Şimdi gidiyoruz" gibi), bu durum sizin özerkliğinizi / Autonomy yok sayar. Bu esaretten çıkmak için "Ben emir almıyorum" / " I don’t take orders " veya "Kime emir veriyorsun?" gibi otoriter ve kısa yanıtlar kullanılarak sınır çizgisi yeniden çekilmelidir.

Sınır koymak, kurbanın istismarcının çarpıtılmış gerçekliğine girmeyi reddederek kendi özerkliğini ilan etmesidir.

"Sürekli eleştiri ve yargılayıcı tutumun / Judging and Criticizing etkisinden sıyrılmak nasıl mümkündür?" hususunda ise, eleştirinin aslında sizinle ilgili bir gerçeklik değil, istismarcının kendi içsel yetersizliğini size "yansıtması" / Projection olduğu bilinmelidir. İstismarcı sizi "yavaş", "beceriksiz" veya "çok hassas" / Too Sensitive olmakla suçladığında, aslında kendi "İdeal İmajını" / Ideal Image korumak için sizi değersizleştirmektedir. Bu durumda savunma yapmak veya kendini açıklamak / Explaining, istismarcının çarpık dünyasını meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bunun yerine "Kendini duyuyor musun?", "Lütfen eleştirilerini kendine sakla" veya "Bu senin görüşün" gibi ifadelerle saldırı anında durulmalıdır.

Sözel şiddet, çözülemeyen bir iktidar mücadelesi değil, bir tarafın diğeri üzerinde kurmaya çalıştığı tek taraflı bir tahakküm sürecidir.

"Rutinleşmiş döngülerden ve sürekli iletişimde kalma mecburiyetinden / Compulsion nasıl kurtulunur?" konusu, ilişkinin "Öfke Döngüsü" / Cycle of Anger ile yakından ilgilidir. Şiddet uygulayan şahıs, partnerini bir "kukla" gibi kontrol etmek istediğinden, sürekli mesaj veya iletişim yoluyla "iplerini elinde tutmaya" çalışır; kurban bu beklentiyi karşılamadığında ise bir öfke patlaması / Tantrum yaşar. Bu rutinlerden kurtulmanın yolu, "Kişisel Güç" / Personal Power alanını geri kazanmaktır. Kişi, kendi başına vakit geçirme hakkını / Right to Solitude savunmalı ve "Şu an konuşmak istemiyorum" diyerek iletişimi kesme / Time Out hakkını kullanmalıdır. Eğer partner sessizliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıyorsa (Duyguları Saklama / Withholding), ona "Seninle olmaktan şu an çok sıkıldım" diyerek ortamdan uzaklaşmak, kurbanın istismarcının onayına olan bağımlılığını kırar.

Psikolojik veriler ışığında, bu şahısların kişilik analizi yapıldığında; genellikle çocukluk döneminde duyguları onaylanmamış, şefkatli bir tanıktan / Compassionate Witness mahrum kalmış ve kendi güçsüzlük duygularıyla yüzleşmemek için partnerini kontrol etmeye odaklanmış bir yapı sergiledikleri görülür. Bu travmatik geçmiş, onları partnerinin her bağımsız hareketini bir "ihanet" veya "saldırı" olarak algılamaya iter.

İyileşme süreci / Recovery, kişinin kendi algılarına güvenmesiyle ve istismarcının "Sen delisin", "Sen yanlış anlıyorsun" şeklindeki inkar / Denial mekanizmalarına karşı bağışıklık kazanmasıyla başlar. Sürekli iletişim zorunluluğundan kurtulmak için, telefon veya mesaj beklentisine sınır konulmalı ve kişinin kendi yaratıcı ilgi alanlarına dönerek ruhsal vahasını / Oasis yeniden inşa etmesi sağlanmalıdır.

Zihinsel Esaretten Özgürlüğe: Kişisel Gücü Yeniden İnşa Etmenin Psikolojik Temelleri

"Kişisel gücü yeniden kazanmak için ilk adım ne olmalıdır?" konusu incelendiğinde, araştırma sonuçları bu sürecin en kritik ve öncelikli aşamasının, bireyin kendi duygularını "tanıması" / Recognition ve bu duyguların "geçerliliğini onaylaması" / Validation olduğunu kanıtlamaktadır,. Sözel şiddet / Verbal Abuse içeren bir ilişkide kişisel güç; partnerin bağımsızlığını yok sayan, onu bir "uzantı" / Extension gibi gören "Güç Üstünlüğü" / Power Over modelinin baskısı altında ezilmektedir,. Bu nedenle, iyileşme süreci dış dünyadan veya partnerin değişiminden ziyade, bireyin kendi içsel gerçekliğine dönüşü ile başlar.

Kişisel güç / Personal Power, bireyin kendi varlığının derinliklerinden, yani duygularının doğduğu yerden bilme, seçme ve yaratma yeteneğidir. Şiddete maruz kalan kişi, zamanla saldırganın inkar / Denial ve yansıtma / Projection mekanizmaları nedeniyle kendi algılarından şüphe duymaya başlar. "İlk adım olan duyguları onaylama" sürecinde birey; "Canım yanıyor, demek ki zarar görüyorum", "Değersizleştirilmiş hissediyorum, demek ki değersizleştiriliyorum" gibi yalın ama sarsılmaz gerçekleri kabul etmelidir. Duygular, ruhun bir nevi duyu organıdır ve bir şeylerin yanlış veya güvensiz olduğunu belirlememizi sağlayan temel kriterlerdir.

Duygular, ruhun emniyet sistemi olarak çalışır ve şiddeti fark etmek, bu sistemin uyarılarını ciddiye almakla başlar.

İnsan psikolojisi verilerine göre, kişisel gücü yeniden kazanmanın önündeki en büyük engel "akılcılık yanılsamasıdır". Kurban, saldırganın rasyonel / Rational olduğunu ve eğer kendini yeterince iyi açıklarsa / Explaining şiddetin duracağını düşünür,. Oysa ilk adım, şiddetin "mantıksız" / Irrational olduğunu ve kurbanın davranışlarıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını kavramaktır,. Saldırganın öfkesi kurbanın bir hatasından değil, kendi içsel "kişisel güçsüzlük" / Personal Powerlessness duygusundan kaynaklanmaktadır.

Kişisel gücü geri kazanmak, bireyin kendi gerçekliğini saldırganın çarpıtmalarından net bir çizgiyle ayırması ve kendi ruhsal vahasını koruma altına almasıyla mümkündür.

İlgili konular arasında, bu farkındalığın ardından gelen "sınır koyma" / Setting Limits eylemi yer alır. Sınır koymak, sadece kelimelerden ibaret değildir; bireyin kendi ruhu için neyin zararlı neyin besleyici olduğuna karar vermesidir. Araştırmalar, bir veya iki ay gibi kısa bir sürede, bireyin kendi algılarına öncelik vermeye başlamasının / Priority, sözel şiddetin yarattığı "beyin yıkama" / Brainwashing etkisini kırmaya yettiğini göstermektedir,.

İlginç bir veri olarak; bazı kurbanlar, saldırganın "şaka" / Joke kılıfına soktuğu aşağılamaları dahi ciddiye alıp kendilerini sorgularken, iyileşme sürecindeki ilk adım olan "duygusal uyanış" gerçekleştikten sonra, bu saldırıların saldırganın olgunlaşmamış / Immature yapısının bir yansıması olduğunu fark ederler. Gizemli ve anlaşılması güç olan "neden ben?" sorusunun cevabı ise, saldırganın kendi içinde bastırdığı ve yüzleşemediği tüm acı ve öfkeyi kurbana "yansıtması" / Projection gerçeğinde saklıdır. Bu yansıtmayı reddetmek, yani "Ben senin bana söylediğin şey değilim" diyebilmek, kişisel gücün yeniden inşasındaki temel harçtır.

 

Kaynaklar (APA)

Evans, P. (2010). The Verbally Abusive Relationship: How to Recognize It and How to Respond (Expanded 3rd ed.). Adams Media..

 

En Son
Sonraki Yazı
Next Post »

Benzer Yazılar

Yorumlar