Sessiz Çığlığın Anatomisi: Sözel Şiddeti Tanıma ve İyileşme Kılavuzu
| ![]() ![]() ![]() |
"The Verbally Abusive Relationship: How to
Recognize It and How to Respond" (Sözel Şiddet İçeren İlişki: Nasıl
Tanınır ve Nasıl Yanıt Verilir) şeklindedir. Patricia Evans tarafından kaleme
alınan bu eser, fiziksel iz bırakmayan ancak ruhu derinden yaralayan psikolojik
şiddetin / "Verbal Abuse" dinamiklerini en ince ayrıntılarına kadar
irdelemektedir.
Sözel şiddet, temelde bir kontrol /
"Control" meselesidir ve karşıdaki kişi üzerinde güç sahibi olma /
"Power Over" arzusundan kaynaklanır. Yazar, dünyayı iki farklı
gerçeklik üzerinden okur: Tahakküm ve kontrolün egemen olduğu "Gerçeklik
I" (Güç Üstünlüğü / Power Over) ve karşılıklılık ile ortak yaratımın esas
olduğu "Gerçeklik II" (Kişisel Güç / Personal Power). Şiddet
uygulayan kişi / "Abuser", genellikle çocukluk döneminde duyguları
onaylanmamış, şefkatli bir tanıktan / "Compassionate Witness" mahrum
kalmış ve bu nedenle kendi güçsüzlük duygularıyla yüzleşmemek için partnerini
kontrol etmeye çalışan biridir.
Sözel şiddet,
kurbanın kendi gerçekliğini sorgulamasına neden olan sinsi bir beyin yıkama
sürecidir.
Eserde sözel şiddetin on beş temel kategorisi
detaylandırılmaktadır: Duyguları ve bilgiyi saklama / "Withholding",
sürekli karşı çıkma / "Countering", partnerin deneyimini küçümseme /
"Discounting", şaka kılıfına sokulmuş hakaretler, konuyu saptırma /
"Diverting", suçlama, yargılama, önemsizleştirme /
"Trivializing", sarsma / "Undermining", tehdit etme, ad
takma, bilerek unutma, emir verme, inkar / "Denial" ve şiddetli öfke
patlamaları. Bu davranışlar genellikle kapalı kapılar ardında gerçekleşir ve
toplum içinde "nazik biri" / "Nice Guy" olarak bilinen
kişilerin maskesi altında gizlenir.
Sözel şiddet, çözülemeyen ve sürekli tekrarlanan
bir iktidar mücadelesi değil, kurbanın sınırlarının sistematik bir ihlalidir.
Şiddet uygulayan şahsın kişiliği analiz
edildiğinde; aşırı derecede sinirli / "Irritable", tahmin edilemez,
empati yeteneğinden yoksun ve kendi duygularını partnerine yansıtma /
"Projection" eğiliminde olduğu görülür. Bu kişiler, "İdeal İmaj" / "Ideal
Image" olarak adlandırdıkları sahte bir benliğe tutunurlar ve bu imajın
sarsılmaması için partnerlerinin bağımsızlığını yok etmeye çalışırlar.
Ailevi yaşamlarında genellikle otoriter veya duygusal olarak mesafeli
figürlerle büyümüşlerdir; bu travmalar yetişkinlikte partnerlerini birer
"düşman" veya kontrol edilmesi gereken bir "uzantı" /
"Extension" olarak görmelerine yol açar. Siyasi veya toplumsal
görüşleri genellikle ataerkil / "Patriarchal" bir temel üzerine
oturur; kadını ikincil, erkeği ise nihai otorite olarak konumlandıran
sistemlerden beslenirler.
İnsan psikolojisi verilerine göre, bu döngüden
kurtulmanın yolu "Gerçeklik II" özsaygısını / "Self-esteem"
kazanmaktan geçer. İyileşme süreci, kurbanın kendi duygularına güvenmeyi
öğrenmesi, sınır koyması / "Setting Limits" ve şiddet uygulayanın
inkar mekanizmalarına kapılmadan "Dur!" diyebilmesiyle başlar.
İlişkiyi ve Şiddeti Değerlendirmek İçin Sorulması
Gereken Sorular
İlişkinin niteliğini anlamak ve şiddetin
varlığını tespit etmek için şu soruların sorulması tavsiye edilmektedir:
- "Partneriniz haftada birkaç kez, sizin bir niyetiniz olmamasına
rağmen size sinirleniyor mu ve bu durum sizi her seferinde şaşırtıyor
mu?".
- "İncinmiş hissettiğinizde bunu tartıştığınızda mesele tam olarak
çözülmüş hissetmiyor, aksine daha çok kafanız karışmış ve suçlanmış mı
oluyorsunuz?".
- "Sık sık partnerinizin yanıtları karşısında şaşkınlık ve hayal
kırıklığı yaşıyor musunuz?".
- "Düşüncelerinizi veya planlarınızı sizinle paylaşmaktan neredeyse
her zaman kaçınıyor mu?".
- "Hemen hemen her söylediğinizde sizinle zıt görüşte olup, sanki
sizin görüşünüz yanlışmış gibi mi davranıyor?".
- "Sizi ayrı bir birey olarak algılayıp algılamadığından şüphe
ediyor musunuz?".
- "Partneriniz hayatınıza neşe katıyor mu, onunla gerçek bir bağ
hissediyor musunuz?".
- "Partnerinizin yanında gerçekten kendiniz olabiliyor musunuz,
yoksa sürekli eleştirilme korkusuyla tetikte mi bekliyorsunuz?".
- "Görüşleriniz veya
başarılarınız partneriniz tarafından küçümseniyor veya 'şaka' adı altında
alaya alınıyor mu?".
- "Söylediğiniz bir şeye sinirlendiğinde, sinirlenmeden önce ne
demek istediğinizi size sormayı deniyor mu?".
Maskelerin Ardındaki Dönüşüm:
Sözel Şiddet Uygulayanın Değişim Sancısı
"Sözel şiddet uygulayan
birinin / 'Abuser' değişim kapasitesi, modern psikolojinin ve insan ilişkileri
dinamiklerinin en karmaşık konularından biridir." Patricia Evans'ın saha
araştırmalarına ve klinik gözlemlerine göre, bu kişilerin değişimi teorik
olarak mümkün olsa da, pratikte oldukça zorlu, uzun ve belirli şartlara bağlı
bir süreçtir. Değişimin anahtarı, şiddet uygulayanın içinde bulunduğu
"Gerçeklik I" (Güç Üstünlüğü / Power Over) dünyasından çıkıp,
karşılıklılık esasına dayalı "Gerçeklik II" (Kişisel Güç / Personal
Power) dünyasına geçiş yapmayı gerçekten istemesidir.
Şiddet uygulayan şahsın kişiliği
analiz edildiğinde; bu kişilerin genellikle çocukluk döneminde duyguları
onaylanmamış, şefkatli bir tanıktan / "Compassionate Witness" mahrum
kalmış ve bu nedenle kendi güçsüzlük duygularıyla / "Personal Powerlessness"
yüzleşmemek için partnerini kontrol etmeye odaklanmış bir yapıya sahip
oldukları görülür. Bu kişiler, "İdeal İmaj" / "Ideal Image"
olarak adlandırdıkları sahte bir benliğe sıkı sıkıya tutunurlar. Gerçek bir
değişim, ancak bu sahte imajın yıkılması ve kişinin kendi içindeki yetersizlik
duygularıyla cesurca yüzleşmesiyle başlayabilir. Şiddet uygulayan kişi,
partnerini kendi gerçekliğinin bir uzantısı / "Extension" olarak
gördüğü sürece, ona karşı saygı ve empati geliştirmesi imkansızdır.
Değişimin önündeki en büyük
engel inkar / "Denial" mekanizmasıdır. Sözel şiddet
uygulayanın değişimi, her şeyden önce inkar duvarının yıkılmasına ve mutlak bir
dürüstlükle kendi yetersizlik duygularıyla yüzleşmesine bağlıdır. Eğer kişi, "Ben asla şiddet
uygulamam," "Olayları büyütüyorsun," veya "Beni sen bu hale
getirdin" gibi savunma mekanizmalarına sığınıyorsa, değişim için gerekli
olan sorumluluk bilinci / "Accountability" henüz oluşmamış demektir.
Evans, şiddet uygulayanın bu davranışlarından dolayı acı çekmediğini, aksine
partneri üzerinde kurduğu tahakküm sayesinde geçici bir güçlülük hissi ve
rahatlama / "Fix" yaşadığını belirtir; bu durum, davranışı
değiştirmek için gereken motivasyonu azaltan bir unsurdur.
Tarihsel perspektiften
bakıldığında, ataerkil / "Patriarchal" sistemler erkeğe bir üstünlük
ve kontrol hakkı tanımış, kadını ise ikincil konuma itmiştir. Şiddet uygulayan
kişi bu kültürel mirası içselleştirdiğinde, partnerinin sınır koyma çabalarını
bir "güç savaşı" / "Power Struggle" olarak algılar ve
kontrolü yeniden ele geçirmek için şiddetin dozunu artırabilir. İnsan
psikolojisi verilerine göre, bu kişilerin iyileşmesi için bireysel terapiden
ziyade, özellikle şiddet ve kontrol konularında uzmanlaşmış erkek programlarına
/ "Men's Programs" katılmaları tavsiye edilir; çünkü standart çift
terapileri / "Couples Counseling" genellikle sorunu "her iki
tarafın ortak problemi" olarak görerek şiddeti yanlışlıkla
meşrulaştırabilir.
Gizemli bir durum olarak, bazı
saldırganların toplum içinde son derece nazik, saygın ve başarılı birer
"iyi adam" / "Nice Guy" maskesi taşıması, onların özel
hayatlarındaki yıkıcılığının fark edilmesini engeller. Bu ikili yaşam, saldırganın
kendi içsel parçalanmışlığının bir sonucudur. Eğer bir partner sınır koymaya
başlar ve şiddet uygulayanın bu davranışlarını açıkça isimlendirirse, bu bir
"uyanış" yaratabilir. Ancak kaynaklar, bazı durumlarda şiddet
uygulayanın, kontrolünü kaybettiğini hissettiğinde daha da
saldırganlaşabileceği konusunda ciddi bir uyarıda bulunur.
İyileşme yolunda ilerleyen
birinin, partnerinin duygularını anlamaya çalışması / "Empathy",
hatalarını kabul edip içtenlikle özür dilemesi ve en önemlisi, partnerinin ayrı
bir birey olduğunu / "Separateness" kabullenmesi gerekir. Değişimin gerçekleşip
gerçekleşmediği genellikle bir veya iki ay içinde, kişinin inkarı bırakıp
bırakmadığından veya partnerinin koyduğu sınırlara nasıl tepki verdiğinden
anlaşılabilir.
Sözel Şiddet Surları: Bireysel Sınırları Koruma ve
Etkili Yanıt Stratejileri
"Sınır koymak için hangi cümleler
kullanılabilir?" sorusuna verilecek yanıtlar, sözel şiddetin /
"Verbal Abuse" kurbanın sınırlarını sistemli bir şekilde ihlal ettiği
gerçeği üzerine inşa edilmelidir. Sınırlar, bir bireyin bütünlüğünü koruyan ve
kişiyi dış dünyadan ayıran tanım çizgileridir. Sözel şiddet uygulayan kişi,
partnerini kendi gerçekliğinin bir uzantısı / "Extension" olarak
gördüğü için bu sınırları sürekli olarak yok sayar. Bu bağlamda sınır koymak,
sadece kelimelerden ibaret değil, bireyin kendi "Kişisel Gücü" /
"Personal Power" ile yeniden bağ kurma eylemidir.
Araştırma verileri, sözel şiddete karşı verilen
en temel ve en etkili sınır koyma cümlesinin net bir "Dur!" /
"Stop it!" ifadesi olduğunu göstermektedir. Bu ifade, tartışmaya
veya savunmaya yer bırakmayan otoriter bir nitelik taşımalıdır.
Sınır koymak, kurbanın istismarcının çarpıtılmış
gerçekliğine girmeyi reddederek kendi özerkliğini ilan etmesidir.
Sözel şiddetin
on beş farklı kategorisine yönelik spesifik ve etkili yanıt cümleleri şu
şekilde sınıflandırılabilir:
- Duyguları ve Bilgiyi Saklama /
"Withholding" Karşısında:
İstismarcı sessizliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullandığında,
"Seninle olmaktan şu an çok sıkıldım," diyerek ortamdan
uzaklaşmak sınırları yeniden çizer.
- Sürekli Karşı Çıkma / "Countering"
Karşısında: Partner her fikre zıt bir görüş
belirttiğinde, "Bana karşı çıkmayı bırak!" veya çok daha
sarsılmaz bir ifade olan "Sen öyle diyorsan öyledir / 'So you say'," cümlesi
kullanılmalıdır.
- Küçümseme ve Değersizleştirme /
"Discounting" Karşısında: Kurbanın
hislerini geçersiz kılan "Çok hassassın" gibi ifadelere karşı,
"Şu konuşma tarzını hemen kes!" veya "Bu şekilde konuşmanı
bir daha asla duymak istemiyorum," demek sınırları netleştirir.
- Şaka Kılıfına Sokulmuş Hakaretler
Karşısında: "Şaka yapıyordum" savunmasına
izin vermeden, "Merak ediyorum; bunu söyleyerek (beni aşağılayarak)
kendini daha mı önemli hissettin?" sorusunu yöneltmek ve ardından
iletişimi kesmek / "Time out" etkilidir.
- Konuyu Saptırma ve Engelleme /
"Blocking and Diverting" Karşısında:
İstismarcı ana konudan kaçtığında, "Bana bak! [Asıl soruyu
tekrarlayarak]" veya "Konuyu saptırmayı kes!" cümleleri
odağın korunmasını sağlar.
- Suçlama ve Yargılama / "Accusing and
Blaming" Karşısında: Savunma yapmak yerine, "Beni suçlamayı
ve yargılamayı hemen şimdi bırak! Dur!" demek en etkili kalkandır.
- Yargılama ve Eleştiri / "Judging and
Criticizing" Karşısında: "Kendini duyuyor musun?",
"Lütfen eleştirilerini kendine sakla," veya "Bu senin
meselen değil," ifadeleriyle müdahale edilmelidir.
- Önemsizleştirme / "Trivializing"
Karşısında: Yapılan bir işi küçümseyen istismarcıya
karşı, "Senden duyacağımı duydum, daha fazlasını dinlemek
istemiyorum," diyerek divalogu bitirmek gerekir.
- Sarsma ve Sabotaj / "Undermining"
Karşısında: İstismarcının motivasyonu kırma çabalarına,
"Tavrından hoşlanmıyorum!" veya "Bunu hemen kes!"
şeklinde doğrudan yanıt verilmelidir.
- Tehdit Etme Karşısında:
"Beni bu tehditlerle rahatsız etme, duymak istemiyorum!" veya
"Beni tehdit etmeyi bırak!" cümlesi net bir duruş sergiler.
- Ad Takma / "Name Calling"
Karşısında: "Bunu durdur! Bana bir daha asla isim
takma!" şeklinde bir öfke / "Outrage" patlaması sınırın
ihlal edilemez olduğunu gösterir.
- Emir Verme / "Ordering"
Karşısında: "Kime emir veriyorsun?",
"Kendini duyuyor musun?" veya "Ben emir almıyorum!"
cümleleri bireyin bir uzantı değil, ayrı bir birey olduğunu hatırlatır.
- İnkar ve Unutma / "Denial and
Forgetting" Karşısında: İstismarcı yaşananı inkar ettiğinde,
"Beni delirtmeyi bırak / 'Stop making me crazy'!" veya
"Sana inanmıyorum ve bunun tekrar etmesini istemiyorum," demek
kurbanın kendi gerçekliğine güvenmesini sağlar.
- Sözel Öfke Patlamaları / "Abusive
Anger" Karşısında: Şok anında bile "Bana sesini
yükseltemezsin," demek veya hiçbir açıklama yapmadan ortamı terk
etmek en güvenli ve etkili sınırdır.
İstismara karşı verilen her otoriter yanıt,
bireyin kendi sınırlarını ve kişisel gücünü koruma kararlılığının bir
göstergesidir.
İnsan psikolojisi verilerine göre, bu cümleleri
kullanırken vücut dili de belirleyici olmalıdır: Sırt dik, kafa yukarıda,
doğrudan göz teması kurarak ve derin nefes alarak konuşmak yanıtın etkisini
artırır. Sınır koymak, karşıdaki kişiyi değiştirmek için değil, kurbanın kendi
ruh sağlığını ve sanlığını / "Sanity" koruması için bir zarurettir.
Tahakkümden Özerkliğe: Sözel
Şiddet Kıskacında Sınır İnşası ve Psikolojik Özgürlük
"Sürekli eleştiri, yönlendirici sözler ve iletişim
mecburiyetinden kaynaklanan ruhsal esaretten nasıl çıkılır?"
konusunu anlamak için, öncelikle bu davranışların birer "çatışma" / Conflict
değil, sistematik bir sınır ihlali / Violation olduğunu kabul etmek
gerekir. Araştırma sonuçları, bu tür bir ilişkinin temelde "Gerçeklik
I" (Güç Üstünlüğü / Power Over) modeline dayandığını; burada
partnerin ayrı bir birey olarak değil, istismarcının bir "uzantısı" /
Extension veya emrindeki bir "eldiven" gibi görüldüğünü
kanıtlamaktadır.
"Yönlendirici ve emir kipi
içeren sözlerin etkisinden kurtulmak için hangi psikolojik savunma hattı
kurulmalıdır?" sorusuna yanıt olarak; istismarcının sizi kontrol etme
çabasına karşı net sınırlar / Setting Limits konulmalıdır. İstismarcı
emir verdiğinde ("Bunu yap", "Şimdi gidiyoruz" gibi), bu
durum sizin özerkliğinizi / Autonomy yok sayar. Bu esaretten çıkmak
için "Ben emir almıyorum" / " I don’t take orders
" veya "Kime emir veriyorsun?" gibi otoriter ve kısa yanıtlar
kullanılarak sınır çizgisi yeniden çekilmelidir.
Sınır koymak, kurbanın
istismarcının çarpıtılmış gerçekliğine girmeyi reddederek kendi özerkliğini
ilan etmesidir.
"Sürekli eleştiri ve
yargılayıcı tutumun / Judging and Criticizing etkisinden sıyrılmak
nasıl mümkündür?" hususunda ise, eleştirinin aslında sizinle ilgili bir
gerçeklik değil, istismarcının kendi içsel yetersizliğini size
"yansıtması" / Projection olduğu bilinmelidir. İstismarcı
sizi "yavaş", "beceriksiz" veya "çok hassas" / Too
Sensitive olmakla suçladığında, aslında kendi "İdeal İmajını" / Ideal
Image korumak için sizi değersizleştirmektedir. Bu durumda savunma yapmak
veya kendini açıklamak / Explaining, istismarcının çarpık dünyasını
meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bunun yerine "Kendini duyuyor
musun?", "Lütfen eleştirilerini kendine sakla" veya "Bu
senin görüşün" gibi ifadelerle saldırı anında durulmalıdır.
Sözel şiddet,
çözülemeyen bir iktidar mücadelesi değil, bir tarafın diğeri üzerinde kurmaya
çalıştığı tek taraflı bir tahakküm sürecidir.
"Rutinleşmiş döngülerden ve
sürekli iletişimde kalma mecburiyetinden / Compulsion nasıl
kurtulunur?" konusu, ilişkinin "Öfke Döngüsü" / Cycle of
Anger ile yakından ilgilidir. Şiddet uygulayan şahıs, partnerini bir
"kukla" gibi kontrol etmek istediğinden, sürekli mesaj veya iletişim
yoluyla "iplerini elinde tutmaya" çalışır; kurban bu beklentiyi
karşılamadığında ise bir öfke patlaması / Tantrum yaşar. Bu
rutinlerden kurtulmanın yolu, "Kişisel Güç" / Personal Power
alanını geri kazanmaktır. Kişi, kendi başına vakit geçirme hakkını / Right
to Solitude savunmalı ve "Şu an konuşmak istemiyorum" diyerek
iletişimi kesme / Time Out hakkını kullanmalıdır. Eğer partner
sessizliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıyorsa (Duyguları Saklama / Withholding),
ona "Seninle olmaktan şu an çok sıkıldım" diyerek ortamdan
uzaklaşmak, kurbanın istismarcının onayına olan bağımlılığını kırar.
Psikolojik veriler ışığında, bu
şahısların kişilik analizi yapıldığında; genellikle çocukluk döneminde
duyguları onaylanmamış, şefkatli bir tanıktan / Compassionate Witness
mahrum kalmış ve kendi güçsüzlük duygularıyla yüzleşmemek için partnerini
kontrol etmeye odaklanmış bir yapı sergiledikleri görülür. Bu travmatik geçmiş,
onları partnerinin her bağımsız hareketini bir "ihanet" veya
"saldırı" olarak algılamaya iter.
İyileşme süreci / Recovery,
kişinin kendi algılarına güvenmesiyle ve istismarcının "Sen delisin",
"Sen yanlış anlıyorsun" şeklindeki inkar / Denial
mekanizmalarına karşı bağışıklık kazanmasıyla başlar. Sürekli iletişim
zorunluluğundan kurtulmak için, telefon veya mesaj beklentisine sınır konulmalı
ve kişinin kendi yaratıcı ilgi alanlarına dönerek ruhsal vahasını / Oasis
yeniden inşa etmesi sağlanmalıdır.
Zihinsel Esaretten Özgürlüğe:
Kişisel Gücü Yeniden İnşa Etmenin Psikolojik Temelleri
"Kişisel gücü yeniden
kazanmak için ilk adım ne olmalıdır?" konusu incelendiğinde, araştırma
sonuçları bu sürecin en kritik ve öncelikli aşamasının, bireyin kendi
duygularını "tanıması" / Recognition ve bu duyguların
"geçerliliğini onaylaması" / Validation olduğunu
kanıtlamaktadır,. Sözel şiddet / Verbal Abuse içeren bir ilişkide
kişisel güç; partnerin bağımsızlığını yok sayan, onu bir "uzantı" / Extension
gibi gören "Güç Üstünlüğü" / Power Over modelinin baskısı
altında ezilmektedir,. Bu nedenle, iyileşme süreci dış dünyadan veya partnerin
değişiminden ziyade, bireyin kendi içsel gerçekliğine dönüşü ile başlar.
Kişisel güç / Personal Power,
bireyin kendi varlığının derinliklerinden, yani duygularının doğduğu yerden
bilme, seçme ve yaratma yeteneğidir. Şiddete maruz kalan kişi, zamanla saldırganın inkar / Denial
ve yansıtma / Projection mekanizmaları nedeniyle kendi algılarından
şüphe duymaya başlar. "İlk adım olan duyguları onaylama" sürecinde
birey; "Canım yanıyor, demek ki zarar görüyorum",
"Değersizleştirilmiş hissediyorum, demek ki değersizleştiriliyorum"
gibi yalın ama sarsılmaz gerçekleri kabul etmelidir. Duygular, ruhun bir
nevi duyu organıdır ve bir şeylerin yanlış veya güvensiz olduğunu belirlememizi
sağlayan temel kriterlerdir.
Duygular, ruhun emniyet
sistemi olarak çalışır ve şiddeti fark etmek, bu sistemin uyarılarını ciddiye
almakla başlar.
İnsan psikolojisi verilerine
göre, kişisel gücü yeniden kazanmanın önündeki en büyük engel "akılcılık
yanılsamasıdır". Kurban, saldırganın rasyonel / Rational olduğunu
ve eğer kendini yeterince iyi açıklarsa / Explaining şiddetin
duracağını düşünür,. Oysa ilk adım, şiddetin "mantıksız" / Irrational
olduğunu ve kurbanın davranışlarıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını kavramaktır,.
Saldırganın öfkesi kurbanın bir hatasından değil, kendi içsel "kişisel
güçsüzlük" / Personal Powerlessness duygusundan kaynaklanmaktadır.
Kişisel gücü geri
kazanmak, bireyin kendi gerçekliğini saldırganın çarpıtmalarından net bir
çizgiyle ayırması ve kendi ruhsal vahasını koruma altına almasıyla mümkündür.
İlgili konular arasında, bu
farkındalığın ardından gelen "sınır koyma" / Setting Limits
eylemi yer alır. Sınır koymak, sadece kelimelerden ibaret değildir; bireyin
kendi ruhu için neyin zararlı neyin besleyici olduğuna karar vermesidir.
Araştırmalar, bir veya iki ay gibi kısa bir sürede, bireyin kendi algılarına
öncelik vermeye başlamasının / Priority, sözel şiddetin yarattığı
"beyin yıkama" / Brainwashing etkisini kırmaya yettiğini
göstermektedir,.
İlginç bir veri olarak; bazı
kurbanlar, saldırganın "şaka" / Joke kılıfına soktuğu
aşağılamaları dahi ciddiye alıp kendilerini sorgularken, iyileşme sürecindeki
ilk adım olan "duygusal uyanış" gerçekleştikten sonra, bu
saldırıların saldırganın olgunlaşmamış / Immature yapısının bir
yansıması olduğunu fark ederler. Gizemli ve anlaşılması güç olan "neden
ben?" sorusunun cevabı ise, saldırganın kendi içinde bastırdığı ve
yüzleşemediği tüm acı ve öfkeyi kurbana "yansıtması" / Projection
gerçeğinde saklıdır. Bu
yansıtmayı reddetmek, yani "Ben senin bana söylediğin şey değilim"
diyebilmek, kişisel gücün yeniden inşasındaki temel harçtır.
Kaynaklar (APA)
Evans, P. (2010). The Verbally Abusive
Relationship: How to Recognize It and How to Respond (Expanded 3rd ed.).
Adams Media..
Next Post »

| 


Yorumlar
Yorum Gönder