Print Friendly and PDF

GAYB VE ŞUHÛD ARASINDA MANEVİ KEMALİN GURÛBU: TASAVVUFİ KAYNAKLARIN TARİHSEL SEYRİ VE İNSANIN ZAYIFLAMASI

|


"İslam düşünce tarihinde tasavvufi literatürün / edebiyatın gelişimi, aslında manevi hayatın geçirdiği evrelerin ve insan ruhunun zaman içerisindeki değişiminin en somut / müşahhas belgesidir." İslam’ın ilk iki asrında "zühd" / asceticism (dünyadan el çekme) olarak başlayan bu hareket, hicri II. asırdan itibaren "tasavvuf" adını alarak kurumsallaşmaya başlamıştır. Bu süreçte kaleme alınan eserler, dönemin ruhunu ve velâyet / sainthood (velilik) anlayışını yansıtırken; her geçen yüzyıl, müelliflerin "yolun kaybolduğuna" ve "insanların manen zayıfladığına" dair şikayetlerinin arttığı görülmektedir.

Tasavvufi Kaynakların Tarihsel Klasifikasyonu / Sınıflandırması

Tasavvufun gelişim evrelerine göre kaynaklar şu kronolojik / tarihsel sırayla tasnif edilebilir:

  1. Zühd Dönemi Eserleri (H. I. ve II. Yüzyıl): Bu dönemde tasavvuf henüz bir isim olarak yerleşmemiştir. Abdullah b. Mübarek ve Ahmed b. Hanbel gibi zatların kaleme aldığı Kitâbu’z-Zühd / Asceticism Book tarzındaki eserler, Peygamberî ölçüde dünyadan yüz çevirmeyi esas alır.
  2. Kurumsallaşma ve İlk Tabakât Eserleri (H. III. ve IV. Yüzyıl): Tasavvufun bir ilim haline geldiği bu dönemde Ebû Abdurrahman es-Sülemî’nin Tabakâtu’s-Sûfiyye'si (H. 412) ve Ebû Nuaym el-İsfahânî’nin Hilyetü’l-Evliyâ'sı (H. 430) gibi temel biyografik kaynaklar yazılmıştır. Bu eserlerde sûfilerin kerametlerinden / miracles (olağanüstü hallerinden) ziyade sözlerine ve ahlaklarına vurgu yapılır.
  3. Klasik Dönem ve Sentez Eserleri (H. V. Yüzyıl): Tasavvufun fıkıh ve akide ile telif edildiği bu dönemde Kuşeyrî’nin Risâle'si (1045) ve Hucvîrî’nin Keşfü’l-Mahcub'u (1072) yazılmıştır. Hakiki kemalatın gizlenmesi, insanların zâhirî süslere ve unvanlara olan tamahının bir neticesidir.
  4. Edebî ve Menkıbevi Dönem (H. VII. - IX. Yüzyıl): Feridüddin Attâr’ın Tezkiretü’l-Evliyâ'sı ve Molla Câmî’nin Nefahâtü’l-Üns'ü (1476), tasavvufu geniş halk kitlelerine sevdirmek için daha menkıbevi / legendary (efsanevi) bir dil kullanmıştır.
  5. Geç Dönem ve Şerh Eserleri (H. X. - XIV. Yüzyıl): Şâ’rânî’nin Tabakât'ı ve Hüseyin Vassâf’ın Sefîne-i Evliyâ'sı gibi eserler, eskiyi muhafaza etme ve bozulan düzeni ihtar etme gayesi taşır.

Yüzyıllar İçinde İnsanın Zayıflaması ve Kerametin Azalması

"İslam tarihinin her döneminde müellifler, kendi asırlarını 'fetret' / interval (duraklama) dönemi olarak nitelendirmiş ve maneviyatın zayıfladığından dert yanmışlardır." Kuşeyrî (H. 438), daha bin yıl önce yazdığı mukaddimesinde şeriat saygısının kalplerden gittiğini, ibadetlerin küçümsendiğini ve haramla helal arasındaki farkın gözetilmez olduğunu açıkça belirtmiştir. Hucvîrî ise "Bugün tasavvuf hakikati olmayan bir isimdir" diyerek içsel / batınî derinliğin kayboluşuna işaret etmiştir.

Manevi Zayıflığın Sebepleri ve Psikolojik Analizi: Kaynaklar, insanların manen zayıflamasını şu temel nedenlere bağlar:

  • Helal Lokmanın Azalması: Hakikat sırlarının zâhir olmaması, kalbin tasfiyesinin / purification (temizlenme) bozulmasına, bu da doğrudan haram lokmaya bağlanmıştır.
  • Riya ve Şan Şöhret Arzusu: İbadetlerin artık Allah rızası için değil, "cömert desinler" veya "şan kazanalım" diye yapılması, manevi feyzin kesilmesine yol açmıştır. Şeriatın zâhiri hükümleri terkedildiğinde manevi fetihlerin kapısı kapanır.
  • Sekr (Sarhoşluk) Yerine Sahv (Ayıklık) Taklidi: Eskiler manevi sarhoşlukla kendinden geçerken, sonradan gelenlerin bunu "bilerek" taklit etmesi ve sahte haller uydurması maneviyatı öldürmüştür.

Kerametin Azalması Üzerine Yorum: Keramet, aslında müridin imanını takviye etmek için Allah tarafından verilen bir "çocuk emziği" veya "destek" gibidir. Sahabenin imanının çok kuvvetli olması sebebiyle onlardan az keramet nakledilmişken, sonraki dönemlerde iman zayıfladıkça kerametin zahir olması artmıştır. Ancak günümüzde kerametin ve gerçek velilerin azalması, psikolojik olarak insanın "dünya mülküne" ve "sebeplere" olan mutlak bağlılığının bir sonucudur.

Keramet satın alan havlamasa da köpektir; yani hakikat kerametin ötesindedir. Günümüzde modern insanın aşırı bireyselci ve maddeci yapısı, onu bu sırlar âleminden / realm of mysteries tamamen perdelemiştir.

Şahsiyet Analizi: Cüneyd-i Bağdâdî ve Vefatındaki Gizem

Cüneyd-i Bağdâdî, tasavvufu Kur'an ve Sünnet / Prophetic Tradition ile kayıtlayan, "sahv" / sobriety (ayıklık) makamının imamıdır. Onun vefatı, bir arifin dünyaya veda ederken bile kulluk edebini nasıl muhafaza ettiğinin gizemli bir örneğidir. Cüneyd, can çekişirken Kur'an okumuş, ardından Bakara suresinden yetmiş ayet daha tilavet ettikten sonra "Allahu Ekber" diyerek ruhunu teslim etmiştir. Onun ölümü, "ölmeden önce ölme" / dying before death sırrının fiili bir tecellisidir.

Kaynakların sürekli tekrarlanan ortak fikri, ahir zaman yaklaştıkça maneviyat nurlarının gurub edeceği ve gerçek erlerin yeryüzünde nadirleşeceğidir.

Dipnotlar (APA):

  • Attâr, F. (2022). Tezkiretü’l-Evliyâ (S. Uludağ, Çev.). İstanbul: Kabalcı Yayınları. (s. 6-10, 246, 261, 416-451, 670, 711).
  • Hucvîrî, A. (2022). Keşfü’l-Mahcub (S. Uludağ, Çev.). İstanbul: Dergah Yayınları. (s. 128, 258-260, 330, 356).
  • Kuşeyrî, A. (2004). Tasavvufun İlkeleri - Risale-i Kuşeyrî (Cilt 1-2). İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. (Cilt 1, s. 1-13, 114, 851-855; Cilt 2, s. 12-13, 903).
  • Ozak, M. (1970). Envâru’l-Kulûb (Cilt 1-2). İstanbul. (Cilt 1, s. 946, 1050; Cilt 2, s. 977, 982-984).
  • Uludağ, S. (2007). Sırlar Menbaı ve Tarikat Sultanı Cüneyd-i Bağdâdî. İstanbul: Mavi Yayıncılık. (s. 13-35, 447, 835-845).
  • Vassâf, H. (2005). Sefîne-i Evliyâ (Cilt 1). (M. Akkuş & A. Yılmaz, Haz.). İstanbul: Kitabevi Yayınları. (s. 472-483, 497).
Önceki Yazı
« Prev Post
Sonraki Yazı
Next Post »

Benzer Yazılar

Yorumlar