Print Friendly and PDF

KÂİNATIN DİLSİZ MÜRŞİDLERİ: TASAVVUF PENCERESİNDEN HAYVANATIN SIRRI VE HİKMETİ

|

 

"Tasavvuf düşüncesinde hayvanlar, yalnızca biyolojik birer varlık değil; her biri ilâhî bir ismin tecellisi / manifestation, müridin nefsini terbiye eden birer ayna / mirror ve dilsiz birer mürşid / silent guide olarak kabul edilir." Velilerin hayat hikâyelerinde hayvanlarla kurulan ünsiyet / intimacy, insan psikolojisinin "enaniyet" / ego ve "kibir" / pride perdelerini yırtmak için kullanılan en keskin manevi yöntemlerden biridir. Kaynaklarda, velilerin hayvanlara gösterdiği şefkat ve onlardan aldığı dersler, sadece birer mucizevî anlatı değil, sülûk / spiritual path ehline yönelik derin pedagojik / educational uyarılardır,.

Nefs Köpeği ve Tevazu Dersleri

Tasavvuf büyükleri, insanın en büyük düşmanı olan "nefs-i emmâre"yi / evil-commanding soul genellikle bir köpeğe benzetmişlerdir. Ancak buradaki incelik, dışarıdaki köpeği aşağılamak değil, onun sadakatini örnek alıp kendi kibrini kırmaktır. Cüneyd-i Bağdâdî (k.s.), bir gece yolda giderken bir köpeğin hışımla havlaması üzerine "Lebbeyk! / Buyur, emrine amadeyim!" diyerek karşılık vermiştir. Müridi hayretle bunun sebebini sorduğunda; Cüneyd, o köpeğin havlamasını Hak Teâlâ’nın kahrının / divine wrath bir tecellisi olarak gördüğünü ve o seste doğrudan ilahî bir ikaz duyduğunu belirtmiştir,. Arif için kainatta Hak'tan gayrı bir fail / actor yoktur; bu yüzden köpeğin havlaması dahi sevgiliden gelen bir mesajdır. (Attâr, s. 317; Ozak, s. 191).

Benzer şekilde Bâyezid-i Bistâmî hazretleri, ıslanmış bir köpek yanından geçerken "necis / impure olurum" endişesiyle eteğini topladığında, köpeğin lisan-ı hal ile / silent language ona şu dersi verdiği nakledilir: "Eteğin bana değseydi bir miktar suyla temizlenirdi; ancak sen kendini benden üstün görüp kibirlenerek nefsini kirlettin, yedi deryada yıkansan bu iç kirliliğinden kurtulamazsın",. Nefs, ancak kendisinden aşağı gördüğü mahlûka boyun eğerek gerçek tevazuyu bulur. (Kâşifî, s. 139; Attâr, s. 260).

Muraqaba Hocası Olarak Kediler

Velilerin en çok önem verdiği "muraqaba" / watchfulness (kalbi sürekli Allah ile meşgul tutma) halinin en iyi hocası, şaşırtıcı bir şekilde kedilerdir. Cüneyd-i Bağdâdî, "Benim muraqabadaki üstadım bir kedidir" buyurmuştur. Bir kedinin fare deliği önünde pürdikkat, kılı bile kıpırdamadan saatlerce beklemesini müşahede eden / observation Cüneyd, "Ey düşük himmetli! Kedi bir rızık olan fare için bu kadar odaklanırken, sen asıl maksûdun / goal olan Allah için neden bu kadar uyanık değilsin?" diyerek kendi nefsine ders çıkarmıştır,. Hakikat yolcusu için her mahlûk, birer dikkat ve sebât / stability dersidir. (Kâşifî, s. 128; Coşan, s. 142).

Sireth ve Sureth Dengesi: İnsan mı, Hayvan mı?

Tasavvufî kaynaklarda velilerin, insanların dış görünüşlerinden (sureth) ziyade iç âlemlerini (sireth) / inner nature gördüklerine dair sarsıcı örnekler mevcuttur. Bazı veliler, nefsine hâkim olamayan, hırs ve şehvet bataklığına düşmüş kişileri; tilki, hınzır / pig veya köpek suretinde görebilmektedirler,. Bir gün Bahaeddin Nakşibend (k.s.) hazretlerinin torunu, dergâha giren bazı ziyaretçileri karakterlerine göre hayvan suretinde tanımlamaya başlayınca; dedesi, çocuğun keşfinin / mystical discovery henüz çiğ olduğunu ve bu "sırrı" taşıyamayacağını anlayarak ona aşikâre yemek yedirmiş ve keşif perdesini kapatmıştır. İnsan, ancak ahlâk-ı hamîde / laudable morals ile hayvânî sıfatlardan sıyrılıp "insan-ı kâmil" rütbesine erişir. (Câmî, s. 483; Coşan, s. 652).

Vahşi Hayvanların Velilere İtaati ve Sırrı

Kaynklar, nefsiyle olan cihadını / struggle tamamlayan velilere vahşi hayvanların mutî / obedient olduğunu kaydeder. İbrahim el-Hawwas hazretlerinin yanına gelen arslanın, ona zarar vermek yerine yaralı ayağını gösterip yardım istemesi veya Bâhaeddîn Nakşibend’in yanına ceylanların gelip elinden yem yemesi bu kabildendir,,. Ancak veliler bu halleri asla birer üstünlük (keramet) olarak görmemiş; aksine "köpekler köpekle ünsiyet eder" / "dogs associate with dogs" diyerek kendilerini hayvanlarla bir tutacak kadar mahviyet / self-effacement içinde olmuşlardır. Veli, yaratıklardan korkmayı bıraktığı ve onlara sadece Allah'ın kulu nazarıyla baktığı anda, mahlûkatın şerrinden emin kılınır. (Attâr, s. 353; Kuşeyrî, s. 530).

Dipnotlar (APA):

  • Attâr, F. (2022). Tezkiretü’l-Evliyâ (S. Uludağ, Çev.). İstanbul: Kabalcı Yayınları. (s. 260, 317-318, 353).
  • Câmî, A. (1998). Nefahâtü’l-Üns (Lâmiî Çelebi Tercümesi, S. Uludağ & M. Kara, Haz.). İstanbul: Marifet Yayınları. (s. 483).
  • Coşan, M. E. (2016). Tabakàtü’s-Sûfiyye Sohbetleri (Cilt 1-4). Sincan: Server Yayınları. (Cilt 1, s. 103, 142; Cilt 2, s. 652).
  • Kâşifî, F. A. (t.y.). Resahât - Can Damlaları. (s. 128-129, 139).
  • Kuşeyrî, A. (1978). Tasavvufun İlkeleri - Risale-i Kuşeyrî. İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. (s. 530).
  • Ozak, M. (1970). Envâru’l-Kulûb. İstanbul. (Cilt 1, s. 20, 191).
  • Sarı Abdullah Efendi. (t.y.). Semerâtü’l-Fuâd. (s. 175-176, 187).

 

Önceki Yazı
« Prev Post
Sonraki Yazı
Next Post »

Benzer Yazılar

Yorumlar